24 Mart 2016 Perşembe

Probiyotik Koltuk Altı Rolonu


Zengin bir beslenme, iyi bir sindirim sistemi, sağlıklı bir yaşam için probiyotikler çok önemlidir. Probiyotikler sindirim sisteminizin iyi çalışması, düşman bakterilerden vücudu korumak, hormonel dengemizin korunması için de en büyük yardımcılardır. 
Probiyotikler A vitamini, D vitamini, K vitamini ve B vitamininin tedarik edilmesinde ve vücut tarafından emilmesinde son derece etkilidirler. Ayrıca probiyotikler sağlıklı bir cilt için de gereklidir. , Ciltte oluşan mantar enfeksiyonları ile mücadelede ve cildin sağlıklı mikroflora oluşumunda en büyük destek yine probiyotiklerdir.
Geleneksel ticari deodorantlar ve rolonlar koltuk altında oluşan ve koku yapan kötü bakterileri öldürmek üzere tasarlanmışlardır. İçerisinde bulunan kimyasallar tam olarak bu işe yarar. Ancak bu deodorantlar cildinizdeki kötü bakterileri öldürürken dost bakterileri de öldürürler. İçindeki kimyasallar deri tahrişine neden olur ve en kötü durum senaryosunda kansere sebep olurlar. Bu ürünlerin terlemeyi engellemesinin altında yatan madde ise alüminyumdur.


Probiyotikler bağırsak floramızı güçlendirip düzenlediği gibi, doğal cilt floramızı ve cilt üzererindeki bakteri yaşamını da düzenler. Cilt üzerinde bozulan floranın sebep olduğu başlıca cilt hastalıkları sedef hastalığı, çeşitli deri döküntüleri, deri alerjileri, akne, egzema vb.gibi.  Cilt hastalıkları olanlar kimyasalları ciltlerinden uzaklaştırıp ciltlerini probiyotiklerle beslediklerinde büyük ölçüde rahatlama yaşayacaklardır. Ayrıca probiyotiklerin ciltteki yaşlanma etkilerini de ciddi anlamda giderdiği, azalttığı ve gerilettiği de yapılan araştırmalarda belirtilmiştir.
Cildimiz vücudumuzun en değerli kısımlarından birisidir. Bizi hastalıklara karşı ilk savunacak olan cildimizdir. Genel sağlık için cilt sağlığımız çok önemlidir.  Derimizin üzerinde yaşayan milyonlarca yararlı bakteri olduğunu unutmamak gerekir. Bu yararlı bakterileri probiyotiklerle beslemek ve onları korumak sağlığımız için atılacak büyük bir adımdır. Dost bakteriler cildimizde ne kadar çoğalırsa, zararlı bakteri ve mikroplar da cildimizde o ölçüde barınamaz ve yaşayamaz.
Geleneksel ticari deodorantlar ve rolonlar koltuk altı kokusunu önlerken kötü ya da istenmeyen bakterileri öldürmek için hizmet vermektedirler. Ancak bu arada iyi bakteriler de ölür ve cildimiz ve dolayısıyla vücudumuz tamamen savunmasız kalır.
Anti-perspirantlar (terlemeyi ve ter kokusunu önleyen) ve klasik deodorantları ve rolonları kullanmaktan endişe edilmelidir. 
Araştırmalar meme kanseri, doğum kusurları, alerji ve hormonsal dengesizliklerle alüminyum ve deodorantlar arasında bağlantı olduğunu göstermektedir. Bunlar bizim için potansiyel tehlike ve zehirdir ve evlerimizde yerleri yoktur.
O zaman ev yapımı probiyotik koltuk altı rolonumuz ile kendi çözümümüzü oluşturmamızın zamanı geldi.
İçerisindeki doğal bitkisel yağlar ve probiyotik sayesinde cildimiz hem beslenecek, hem de ter kokusundan korunacak.

Ev yapımı probiyotik rolon için malzemeler;

30 gr kakao yağı,
100 gr Hindistan cevizi yağı,
30 shea yağı,
20 gr balmumu,
12 yemek kaşığı nişasta,
4 yemek kaşığı karbonat,
1 çay kaşığı E vitamini,
25 damla seçtiğiniz esansiyel yağ,
2 adet probiyotik toz kefir mayası




Yapılışı

Tüm yağlar katı halde olduğu için mikrodalga fırında ya da benmaride eritilir. 

Eriyen yağlara nişasta ve karbonat eklenip karıştırılır. Kıvamı puding kıvamına gelene dek nişastanın oranıyla oynayabilirsiniz. 

E vitamini ve esansiyel yağ da  ilave edilip homojen bir karışım elde edilir. Son olarak probiyotik şaseler de eklenen karışım pürüzsüz bir hal alana kadar tekrar karıştırılır. İçini boşalttığınız bir rolon kabına da koyabilirsiniz ya da cam bir kavanoza da. Buz dolabında sertleşmesini sağlayın. Muhafaza etmek  için buzdolabında kalması gerekmiyor. 
Orijinal tarifinde ararot tozu kullanılmış ama o da bir çeşit nişasta olduğu için ben mısır nişastası kullandım. İstenilen nişasta türü kullanılabilir.





 kaynak;
 http://livingtraditionally.com/homemade-probiotic-deodorant-really-works/

Sipariş vermek için;

FermnetemutfagımDukkan başlıgına tıklayınız.

Doğal yağlardan el ve vücut kremi,
Ev yapımı killi diş macunu
Doğal vicks,
Kimyasalsız kişisel bakım için başlıklara tıklayınız.

24 yorum:

  1. Hangi marka probiyotik toz kulanabiliriz Ferda hanım?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben Bioflor kullanıyorum. Siz araştırıp tabi istediğinizi kullanabilirsiniz Şenay hanım.











































      Sil
    2. Artık Artıbiotik kullanıyorum yalnızca.

      Sil
  2. bütün bu yağları e vitamini balmumu aktarlardan mı alıyoruz acaba ? yada sizin marka vs öneriniz var mı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu yağlar aktarlada bulunmuyor. İnternetten doğal sabun malzemesi satan yerlerden temin edilebilir. Doğal yağlar genelde onlarda var. Bazılarını sadece aktarlarda bulabilirsiniz.

      Sil
  3. Merhaba Ferda Hanım, mikrodalgada yağları eritmenin belli sakıncaları olabilir mi ne düşünüyorsunuz bu konuda?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba. Mikrodalga konuda daha önce araştırma yapmıştım. Sağlığa bir sakıncası olmadığına kanaat getirdim. O konuda içim rahat.

      Sil
  4. Bu konu benim kafamı oldukça kurcalıyor. Besinlerin içeriklerini bozduguyla ilgili net araştırmalar var, dolayısıyla temelde zehirsiz yaşam konusundaki calismalarimizla örtüşmüyor eğer gerçekten böyleyse. Siz de bu konudaki kanaatiniz ve arastirmaniz hakkında bilgi verirseniz çok memnun olurum. Biliyoruz ki bir çok konuda celisen bilgi mevcut internette hemen her konuda. Ancak bildiklerimizi paylasirsak herkes kendince bir kanaat getirebilir diye tahmin ediyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Neyi sorduğunuzu net anlayabilirsem cevap verebilirim?

      Sil
    2. Sagliga zararli midir? Yaydigi isinlar nedeniyle gidasal maddelerin besin iceriklerinde bir yipratma yaratir mi? Yaratmaz ise, isinlarin yarattigi etkiler nelerdir?

      Sil
    3. Sanırım mikrodalga hakkında sorunuz :)
      Part 1
      Evlerimizin vazgeçilmez parçalarından birisi mikrodalga fırınlardır. Çünkü bize sağladığı kolaylıklar tartışılmaz bile. Ancak birçok insanın içerisinde takılı kalmış bir şüphe de yok değildir: mikrodalga fırında yemek ısıtmak besin değerini azaltıyor veya sağlığa zararlı bir şeyler yapıyor olabilir mi? Bu sorunun aslında şüpheye yer bırakmayan bir cevabı vardır. Ve bu cevap ile ikna olabilmeniz için, mikrodalga fırının nasıl çalıştığını öğrenmeniz gerekiyor:


      Mikrodalga fırınlar, tıpkı radyo dalgaları gibi elektromanyetik dalgaları kullanırlar; ancak mikrodalgalarda kullanılan dalgaların frekansı çok daha yüksektir. Bu aşırı yüksek frekanslı dalgalar son derece seçicidir. Yani neredeyse sadece elektriksel olarak asimetrik moleküllerle etkileşirler; diğer moleküller üzerinde hiçbir etkileri yoktur. Ne demek elektriksel olarak asimetrik moleküller? Örneğin moleküler yapısının bir kısmı pozitif yüklü, diğer bir kısmı negatif yüklü parçacıklar... Bunlara aynı zamanda "polar moleküller" ya da "polarize kimyasallar" da denir. Etrafımızda en yaygın olarak bulunan polarize kimyasallardan birisi sudur! Zaten mikrodalga fırın da büyük oranda besinlerin içerisindeki suyla etkileşime geçer. Örneğin zeytinyağlı yiyecekleri mikrodalga fırında ısıtmak bu sebeple pek kolay değildir: çünkü zeytinyağı polar bir yapıda değildir.

      Mikrodalga fırının sağladığı dalgalar yiyeceklere çarptığında, onların içerisindeki suyu harekete geçirirler. Bu, tıpkı bir arkadaşınızı üst üste dürtmeye benzer! Dalgalar su moleküllerine çarptıkça onları titreştirir. Bir su molekülü titreştikçe, yanındaki molekülleri de titreştirir. Bu, enerjinin artması anlamına gelir. Böylece su ısınmaya başlar. Su ısındıkça, etrafını da ısıtır. Böylece yiyeceklerimiz mikrodalga fırın içerisinde pişer. Dolayısıyla mikrodalga fırınların içerisindeki dalgalar, besinlere ısı ya da zararlı radyasyonlar göndermezler; basitçe, içlerindeki suyu harekete geçirecek titreşimler gönderirler. Mikrodalga fırının etkili ve hızlı bir yöntem olma sebebi, bu yüksek frekanslı dalgaların çok hızlı bir şekilde besinin içine etki edebilmesidir. Buna "penetrasyon" (delme, içe girme) denir. Örneğin normal ocaklar ya da fırınlardaki ısınma, bu tür bir penetrasyona sahip değildir. Dolayısıyla besinler dıştan içe doğru ısı transferiyle, çok daha yavaş pişebilir.

      Sil
    4. Part 2
      Uzun lafın kısası, mikrodalga fırınlarda kullanılan "yöntem" bakımından zararlı olan hiçbir taraf yoktur. Bu dalgalar "besinin içerisinde" kalamazlar, çünkü basitçe "içeride kalabilecek" bir yapıya sahip değildir. Dolayısıyla radyoaktif moleküller gibi düşünülmeleri büyük bir hatadır. Ancak bu hızlı ısıtma süreci besin değerlerini etkiler mi? Vücudumuza zararlı olmasa bile, mikrodalga fırın kullanarak besinleri ısıtmak onların bize faydalarını azaltıyor olabilir mi?

      Bu konuda da herhangi bir sıkıntı yoktur. Çünkü mikrodalga fırında ısınma dolayısıyla bozulan her kimyasal (besi maddesi), aynı zamanda ocaklarda ve fırınlarda da bozulmaktadır. Örneğin tüm proteinler, onları nasıl ısıtırsanız ısıtın, sıcaklık artışıyla bozulacaktırlar. Ancak zaten vücudumuzun ihtiyacı olan da bu proteinlerin bozunmuş ve parçalanmış halleridir. Hatta midemiz de bu bozunmada önemli bir role sahiptir. Yapılan araştırmalarda, mikrodalga fırınla yiyecek pişirmenin yağlar, karbonhidratlar, proteinler gibi makromoleküllerin hiçbiri üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olmadığı gösterilmiştir.

      Vitaminler ve mineraller gibi mikromoleküllerde ise işler biraz daha karışıktır. Ancak bu karışıklığın suçlusu mikrodalga fırınlar değildir. Her vitamin, ısıtıldığı zaman bozunarak etkisini yitirmektedir. Bu ısıtmanın türü önemli değildir. Ancak kimi durumda mikrodalga fırın kullanmak bu bozunmayı azaltmaya yarayabilir! Örneğin bazı kimyasallar hızla verilen ısıya maruz kaldıklarında hemen bozunurlar. Bunun en bilinen örneği C Vitamini'dir. İşin ilginç tarafı, bu kimyasalın parçalanması, ısının süresine bağlı olarak hızlanmaktadır. Dolayısıyla genel kanının aksine, mikrodalga fırınlar besini ısıtmak için daha etkili araçlar olabilirler. Çünkü çok daha kısa sürede, aynı ısıtmayı yapabilmektedir; böylece vitaminlerin fazladan bozunmasına engel olurlar.

      Sorun, bitkiler ve yeşillikleri mikrodalga fırında ısıttığımızda oluşmaktadır. Çünkü birçok bitkisel ürüne değerini veren besinler, yiyeceğin içerisinde yer alır. Ancak mikrodalga fırın besin içerisindeki suyu titreştirip ısıttıkça, suyla birlikte bu besin maddeleri de yiyeceğin dışına çıkar. Örneğin mikrodalga fırında bir brokoliyi ısıttığınızda, glukosinolat adı verilen sülfür içerikli kimyasalın neredeyse tamamını yitirirsiniz. Bu kimyasal, kansere karşı mücadelede önemli bir araç olmakla birlikte; aynı zamanda birçok kişinin brokoliyi "itici", bazılarının ise "iğrenç" bulmasına neden olan tadı veren kimyasaldır.

      Sil
    5. Part 3

      Dolayısıyla bitkileri mikrodalga yerine buhar içerisinde pişirmek en sağlıklısıdır. Ancak mikrodalgada ısıtılan bir sebzenin besin açısından tamamen "öldüğünü" düşünmek de hatadır. Çünkü söz konusu beslenme ve besin maddeleri olduğunda, hiçbir şey o kadar basit değildir. Birçok araştırma, beklenmedik sonuçlar verebilir. Örneğin 2008 yılında İtalyan bilim insanları tarafından yapılan bir araştırmada, havuçların kaynatılmasının içlerindeki karotenoid maddelerin miktarını arttırmıştır! Buharda pişirmek ve kızartmak ise bu değerleri azaltmıştır. Lutein gibi karotenoidler gözlere ve beta karoten içeriğimize katkı sağlarlar.

      Sonuç olarak, bir besini mikrodalga fırında ısıtmanın günlük yaşantınıza etki edebilecek kadar bir farkı yoktur diyebiliriz. Mikrodalga fırınınızın yapısında herhangi bir hasar ya da bozukluk olmadığı müddetçe, bu fırının size herhangi bir zarar vermesi mümkün değildir. Tabii bir önlem olarak, mikrodalga fırın çalışırken tam karşısında durmamaya çalışın. Normalde mikrodalga fırınların kapaklarında dışarıya dalga saçılımını önleyen araçlar vardır; ancak bunlar zamanla eskir ve bozulur (ki işte o zaman onları değiştirmeniz gerekir). Mikrodalgalara doğrudan maruz kalmak insan sağlığı için zararlıdır (ki besinlerimizin de zarar gördüğüne yönelik hatalı fikir buradan kaynaklanmaktadır). Bir diğer önemli nokta da plastikleri mikrodalga fırın içerisine koymamak. Çünkü plastikler yapıları gereği mikrodalgaları hapsederler ve kanserojen kimyasalların oluşmasına neden olurlar (ki bu da birçok korkutucu mikrodalga fırın iddiasının nedenidir). Bu temel kurallar haricinde mikrodalga fırınlarınızı güvenle kullanabilirsiniz. Harvard Üniversitesi'nin konuyla ilgili açıkladığı gibi:

      "Mikrodalga fırınlar mı? Bir mühendislik harikası, bir kolaylık abidesi... Hatta bazen besin içeriğini desteklemek bakımından da faydalı!"

      Hazırlayan: ÇMB (Evrim Ağacı)

      Kaynaklar ve İleri Okuma:
      Harvard Üniversitesi Aile Sağlığı Rehberi
      LiveStrong
      CNN
      Take Part
      Good Housekeeping

      Sil
  5. bu yağlar kıyafette leke bırakmıyor mu?

    YanıtlaSil
  6. Yanıtlar
    1. Sipariş bölümüne tıklayıp orada belirtilen iletişim yollarından ulaşarak sorunuzun yanıtını öğrenebilirsiniz.

      Sil
  7. Merhaba, toz probiyotiklerin bu şekilde kullanımı vücutta aynı faydalı etkiyi yaratıyor mu?

    YanıtlaSil
  8. Süpersiniz Ferda Hnm kullanıyorum ne ter kokusundan ne kıyafette iz bırakmasından eser yok nihayet içim rahat etti teşekkür ederim

    YanıtlaSil
  9. Toz probiyotiklerden var ben de fakat tarihleri geçmiş durumda bir sakıncası olur mu kullanmamın?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İçeriğinde koruyucu katkı maddesi içermeyen bizim kullandıklarımızdan ise sakıncası olmaz, kullanılabilir.

      Sil
  10. Ev yapımı maskara tarifiniz var mı acaba?

    YanıtlaSil
  11. Mısır nişastanın kıvamı arttırma dışında bir etkisi var mı formüle? Nişastasız yaparsak etkinliğinde değişiklik olur mu?

    YanıtlaSil
  12. Karbonat olarak ingiliz karbonatı mı kullanmak uygundur?

    YanıtlaSil